çocuklarımızla ”kaliteli zaman” geçirmek

çocuklar hangi yaşta olurlarsa olsunlar, okul ve sosyal etkinlikler ne kadar zamanlarını alırsa alsın, gelişimleri için en zengin deneyimleri anne-babalarıyla birlikte oldukları zamanlarda edinirler. Kaliteli zaman uygulamasının farklı uygulamaları ya da tanımları olsa da temel prensip çocukla ebeveynin birebir zaman geçirebilmesidir. Bu başbaşa geçirilen zamanda neler yapılacağı ise kişisel tercihlere, zamana ve çevresel koşullara göre değişebilir.
Çocukluk dönemi öğrenmenin en hızlı ve yoğun olduğu dönemdir. Çocuklar için her yeni gün, yeni bir deneyim demektir aslında. Bu nedenle evde, arabada, tatilde, hayat devam ettiği sürece öğrenmede devam eder. Anne-babalar çocukları ile günlük hayatta yaptıkları her türlü etkinliği hem keyifli öğrenme deneyimlerine hem de birlikte kaliteli zaman geçirme fırsatına dönüştürebilirler.
Kaliteli ve keyifli zaman geçirmek için her zaman özel bir zaman dilimi belirmeye gerek olmayabilir. Çocuğunuzla birlikte mutfakta yemek hazırlamak, market alışverişi yapmak, çekmeceleri düzenlemek vb. etkinlikler hem öğrenme hem de eğlenme fırsatı olabilir. Günlük işlerin yanı sıra ailece planladığınız oyun akşamları çocuğunuzun sosyal, duygusal ve bilişsel becerilerinin gelişimini desteklediği gibi, aynı zamanda aile içi iletişimi de güçlendirecektir.
Evde Yapılabilecek Etkinlikler
Çocuğun günlük hayat ile ilgili etkinliklerde anne-baba ile paylaşımda bulunması uzun bir okul gününde öğrendiklerinden daha etkili ve verimli olabilir.

Yemek pişirmek: Yemek hazırlığı hem çocuğunuzla keyifli zaman geçirdiğiniz hem de yeni bilgi ve becerilerin öğrenildiği bir etkinliğe dönüşebilir. Yemek pişirirken önce hangi yemeğin yapılacağına karar vermek, sonra gereken malzemeleri listelemek ve gerekli miktarları ayarlamak daha sonra ise tarife göre yemeği hazırlamak için planlama organizasyon becerilerine ihtiyaç vardır. Bunun yanı sıra yemek yapmak için kullanılacak malzemelerin miktarlarını ayarlamak okulda öğrenilen ölçü birimlerini tekrarlamak ve pekiştirmek için de güzel bir fırsattır.
Kazandırdığı beceriler: Planlama, olayları sıralama (önce-sonra kavramı), ölçülerin kullanımı, ince motor becerileri (basit şeyleri doğramak, karıştırmak, hamura şekil vermek).
Alışveriş oyunu: Evde çocuğunuzla birlikte marketlerin alışveriş kataloglarını kullanarak alışveriş oyunu oynamak para kavramının öğrenilmesinde yardımcı olur. Gerçek paraları oyuna katıp listeden alınacakları seçip “bakalım bunlar ne kadar tuttu ve paramız yetiyor mu, ya da bunları aldıktan sonra ne kadar para üstü almamız gerekir” gibi hesaplamaları yapabilirsiniz. Evdeki pratiklerden sonra oyunu markete gidip gerçek hayata geçirebilirsiniz. Böylece çocuğunuzun hem basit matematik hesaplamaları yapmasına hem para kavramını öğrenmesine hem de bilinçli tüketim hakkında bilgi sahibi olmasına yardımcı olabilirsiniz.
Kazandırdığı beceriler: Zihinden işlem yapma, para kavramı (5 lira içinde kaç tane 1 lira var gibi).
Birlikte Çalışmak: Ailece yapılacak işlerin bir listesini çıkarıp, o günün projesini seçin; “dolapların düzenlenmesi, eski eşyaların ayrılması” gibi. İşin nasıl yapılacağını birlikte adım adım planlayın. İhtiyaç duyulan malzemeler (temizlik için deterjan, bez, eski eşyaları koymak için kutu vb), herkesin yapacağı işi belirleyin (anne rafları silecek, hep birlikte eskiler ile yaniler ayrılacak, baba kalacak eşyaları yerleştirecek, çocuklar eskileri kutulara kayacak). İşleri planlamak ve sorumluluğu paylaşmak çocuğun bu becerileri günlük hayatında kullanmasına yardımcı olacaktır.
Kazandırdığı Beceriler: Sorumluluk almak, planlama-organizasyon (bir işi basamaklara ayırma), yardımlaşma.
Akşam yemeği sohbetleri: Özellikle yoğun günlük hayat temposunda akşam yemekleri tüm ailenin bir arada olduğu nadir zamanlardan biridir. Akşam yemeklerini sohbet etmek, günün olaylarını paylaşmak için bir fırsat olarak değerlendirebilirsiniz. O gün işte yaptıklarınızı, sizi mutlu eden ya da kızdıran olayları anlatarak çocuğunuza ilk önce model olabilirsiniz. Bu sayede çocuklar hem başlarından geçen bir olayı sıralı olarak anlatabilme hem de duygularını ifade edebilme becerilerini geliştirme imkanı bulurlar. Bazen olayları hatırlamak ya da anlatmak çocuklar için zor olabilir. Böyle durumlarda “Herkes sırayla bugün en çok hoşuna giden (günün mutlu olayı, günün üzgün olayı ya da günün kızgın olayı gibi tanımlamalar da yapabilirsiniz) olayı anlatsın” diyerek ilk sözü siz alıp sırayla devam etmelerini isteyebilirsiniz. Bunu aile yemeklerinin bir parçası haline getirebilirsiniz.
Kazandırdığı Beceriler: Sözel ifade, neden- sonuç ilişkisi kurma (olaylaro sıralı anlatmak), duygu ifadesi.
Ailece Oynanabilecek Oyunlar
Oyun çocuklar için hayatın kendisidir aslında. Yetişkinler için sadece eğlence gibi görünse de oyun ve oyuncaklar çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal gelişimi için anahtar rol oynar. Çünkü çocuklar oyunlar sayesinde hayatı keşfeder, becerilerini geliştirir ve daha da önemlisi duygularla baş etmeyi öğrenirler. Tüm ailenin katıldığı oyunlar ise aile içi iletişimi ve ilişkileri güçlendirirken aynı zamanda çocuk için zengin deneyimler sunar.
Çizelim Anlatalım: Oyuncakçılarda “Çiziktirme-Pictionary” adı ile bulabileceğiniz bir oyunu evde kendinizde yapabilirsiniz. Bu oyun için kalem ve bol miktarda kağıda ihtiyaç var. Kağıt yerine ayaklı beyaz tahtaları da kullanabilirsiniz. Oyuna başlamadan önce küçük kartlara farklı kelimeler yazın (eşya, hayvan, meslek, taşıt vb). daha sonra bu kelimeleri konuşmadan çizerek birbirinize anlatmaya çalışın, tabi belirlenen zaman diliminde . İki grup ayrı grup olarak oynanırsa daha çok kelimeyi bilen grup oyunun galibi olur. Çocuklarının yaşlarına göre kelimelerin zorluluğunu ayarlayabilirsiniz.
Kazanılan beceriler: Problem çözme (kelimeyi hangi yoldan en kısa anlatabileceğini düşünmek), ince- motor becerileri, tatmin etme akıl yürütmek, zaman kavramı (sınırlı bir zamanda gereken işi bitirmek).
Hikaye tamamlama: Tüm aile bireylenin bir arada olduğu bir zamanda herkesin katılacağı bir hikaye oluşturun. İlk olarak biri “Ormanda akşam olmak üzereydi, geceyi geçirmek için güvenli bir yer bulmaları gerekiyordu” gibi cümle ile hikayeyi başlatır sonra herkes sırayla birkaç cümle ekleyerek hikayeyi oluşturur. Doğru ya da yanlışın olmadığı bir oyundur. Ama herkes daha önce söylenen cümlelere dikkat ederek ona göre hikayeyi devam ettirir. Bunu yaparken aileden biri hikaye yazıcı olabilir ve anlatım bitince tüm aile baştan hikayeyi okuyarak keyifli bir zaman geçirebilir.
Kazanılan Beceriler: Dinleme (işitsel dikkat), sözel ifade, hayal gücü, parça bütün ilişkisi (bağımsız tek tek cümleleri bir hikaye haline getirmek)
Evde define avı: Tüm ailenin evde kaldığı (örneğin yağmurlu) günlerde ev düzenlenecek bir define avı herkesin ilgisi çekecektir. Evin bir yerine bir define sandığı (içinde çikolatalar olan bir sepet ya da ailece izleyeceğiniz bir film) saklayın. Daha sonra çocukların bu define sandığına ulaşmasını sağlayacak ipuçlarını hazırlayıp evin çeşitli köşelerine yerleştirin. Her ipucu notu bir sonraki ipucuna nasıl gidileceğini anlatır ve en sonunda ipuçlarını doğru çözen defineye ulaşır.
Kazanılan Beceriler: Problem çözme (ipucundaki bilgileri doğru değerlendirme), planlama (olayların sırasını takip etmek), işbirliği yapmak.
Çizgi roman: Çeşitle dergilerden, gazetelerden kesilen karikatür ya da resimleri kullanarak kendi çizgi romanını yaratmak çocuklar için eğlenceli olabilir. Resimleri sıraya dizip ve yapıştırarak ve daha sonra da resimlere istedikleri konuşma balonlarını ekleyerek kendi çizgi romanlarını oluşturabilirler.
Kazanılan Beceriler: Olaylar arası neden sonuç ilişkisi kurmak, el becerileri (makas- yapıştırıcı kullanmak), duygu ve düşünceleri yazı ile ifade etmek
Görsel Hafıza Oyunu: Bir tepsiye evde bulunan küçük eşyalardan (toka,bozuk para, tırnak makası, saç fırçası, cüzdan vb) tane nesneyi toparlayın. Herkesin bunlara dikkatle bakmasını sağladıktan sonra tepsinin üstünü bir örtü ile kapatın ve herkesin aklında kalanları kağıda yazmasını isteyin. Listesinde en çok doğru olan oyunun galibi olacaktır.
Bu oyunu dokun-hisset-tahmin et olarak da oynaya bilirsiniz. Bu kez nesneleri bir torba ya da kutuya koyun, oyuncular ellerini kutuya sokup dokunarak nesnenin ne olduğunu tahmin etmeye çalışsınlar.
Kazanılan Beceriler: Görsel hafıza ve dikkat, dokunma duyusunu kullanarak akıl yürütme
Ava Çıkalım: Bu oyunda aile üyelerinden biri ev bulabilecek bir ya da birkaç nesne ister, diğer oyuncular ev içinde ava çıkarak istenilenleri bulmaya çalışır, en çabuk ve istenileni tam olarak getiren puan kazanır. Örneğin “banyoda bulunan sarı bir şey, bir elma bir de tenis topu” avına çıkalım.
Kazanılan Beceriler:Yönerge takip ve uygulama (işitsel dikkat), zamanı iyi kullanmak.
Kelimeyi Tahmin Et: Bu oyun için bir sözlüğe ihtiyacınız olacak. Aile üyelerinden biri sözlükten bir kelime (günlük hayatta çok sık kullanılmayan) seçip, okur. Diğer aile üyeleri bu kelimenin ne anlama geldiği ile ilgili tahminlerini kağıda yazarlar. Sonra herkes tahminlerini paylaşır ve kelimenin gerçek anlamı ile bu tahminler karşılaştırılır.
Kazanılan Beceriler: Akıl yürütme, sözel ifade, kelime bilgisi
Aile Albümü: Eğer aile fotoğraflarınız bir albümde düzenli olarak durmuyorsa ya da tekrar düzenlenilmesi gerekiyorsa bunu ailece yapmak eğlenceli olabilir. Fotoğraflardaki aile üyeleri hakkında sohbet etmek (kim kimdir?), fotoğrafları kronolojik sıraya dizmek, ailece eski günleri hatırlamak sizin içinde anlamlı olacaktır.
Kazanılan Beceriler: Olayları sıraya dizmek, planlama ve organizasyon, akrabaları tanımak.
Tatil anı defteri: Çocuklar ile birlikte gittiğiniz tatiller ile ilgili anılarınızı topladığınız anı defterleri oluşturabilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte tatilde çekilen fotoğrafları, gittiğiniz yeren aldığınız kartpostalları yapıştırıp, başınıza gelen ilginç olayların yazı ya da resim ile deftere geçirmesine yardım edebilirsiniz.
Kazanılan Beceriler: Olaysal hafıza (anıları hatırlamak), el becerileri (kesmek, yapıştırmak, yazmak ve resim yapmak).
Kutu oyunlar: Evde sizin yaratacağınız bunlar gibi başka oyunların yanı sıra oyuncakçılardan alabileceğiniz kutu oyunlar (monopoly, scramble, bil bakalım kim, ipucu – katil kim, jenga vb) hem ailece keyifli zaman geçirmenizi sağlar hem de çocuğunuzun farklı becerilerinin gelişmesine yardımcı olur. Örneğin Monopoly oyunu, para kavramı, strateji geliştirme, pazarlık yapmak gibi becerileri destekler. Scramble, kelime bilgisi için etkili bir oyundur. Jenga ise göz-el koordinasyonu ve dikkat becerilerini destekler. Bil Bakalım Kim-Guess Who? için muhakeme, dikkat ve tanımlama becerilerine ihtiyaç vardır.
Yolculuk oyunları
Araba ile yapılan uzun yolculuklar sıkıcı olabilir. Bu nedenle arabadaki zamanı keyifli hale getirmek için birkaç oyun düşünebilirsiniz.
Tatile giderken: Aile üyelerinden biri şu cümle ile oyunu başlatır; Tatile giderken yanıma kitap alırım”. Sonraki oyuncu ilk cümleye yen bir şey ekleyerek oyuna devam eder “Tatile giderken yanıma kitap ve top alırım”. Oyun böylece devam eder, oyunun amacı söylenilenlerin tamamını akılda tutmaya çalışmaktır. Oyunu daha zor hale getirmek isterseniz listedeki kelimenin bir önceki kelimenin son harfi ile başlaması (kitap ve pantolon gibi) ya da tüm nesnelerin alfabetik sırada bulunması (tatile giderken yanıma ayna, bavul..) kuralını getirebilirsiniz.
Kazanılan Beceriler: İşitsel dikkat – hafıza (söylenileni dikkatle dinleme, takip etmek ve akılda tutma), akıl yürütme (yeni kelimeler bulabilmek)
Ben kimim: Aile üyelerinden biri aklından bir kişi, hayvan ya da herhangi bir nesne tutabilir. Diğerleri sordukları sorular ile kim olduğunu bulmaya çalışırlar. Örneğin canlı mı?, Uçabilir mi?…
Kazanılan Beceriler: Problem çözme ve muhakeme
 
KAYNAK :Ece Akın Bakanay
Uzman Psikolojik Danışman
GÜNCE Psikolojik Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi

yardımsever çocuklar yetiştirmenin yolları

Çok küçük yaştaki çocuklar, hatta iki yaşından küçükler özellikle annelerine ve diğerlerine de, yardımsever, cömert ve nazik bir tavır takınırlar. Bazı çocukların diğerlerine göre daha nazik ve şefkatli olduğu da doğrudur. Bir çoğumuz çocuklarımızın bu şekilde yardımsever olmalarını isteriz. Böyle bir çocuğa sahip olmak için aile ortamında aşağıda belirtilen değerlerin bulunması gerekebilir.


Sevgi dolu bir aile havası yaratma:
Çocuklarını sevme, besleme, ve onlara destek olma gerekliliğine inanan ebeveynler, diğerlerine karşı daha düşünceli, daha anlayışlı, yardımsever çocuklara sahiptirler. Bu durum belki de çocuğun ailesine güvenle bağlılığından ve ebeveynin iyi huyundan dolayıdır. Ayrıca çocuğun sizin davranışınızı model olarak aldığından kaynaklanabilir. Çocuğunuz böyle iyi huya sahipse, başkalarına yardımda daha istekli olacaktır. Onun bu yönünü desteklemek gerekir.

Kurallar koymak ve nedenini açıklamak:
Disiplinsiz çocuğun terbiyesi iyi olmaz, hafif otoriter aile tarzıyla çocuklar daha iyi yetişir ve gelişirler. Çocuklar kurallar ve standartlar hakkında kendilerine rehberlik edilirken açık olunmasını isterler. Bu da onların kendi güvenlerini kazanmalarına yol açar.

Eğer çocuk arkadaşına vurmak istiyorsa veya böyle girişimde bulunuyorsa, “arkadaşına vurursan onun canını acıtırsın” gibi uyarmanın yanı sıra, diğerlerine vurmamalısın diye belirgin bir şekilde kuralı da açıklamalıdır. Böyle davranan annelerin çocukları diğerlerine karşı daha sempatik ve yardımsever olurlar. Çocuğa niçin cömert ve yardımsever olmasının gerektiği duygusal olarak da açıklandığında, pek çok araştırmaya göre, çocuk daha düşünceli ve nazik olmaktadır:

Bütün aileler çocuğun neyi yapmaması gerektiğini söylemek için çok zaman harcarlar. Aslında önemli olan, niçin yapmaması gerektiğini söylemektir. Ayrıca, bazı olumlu kuralları da yinelemekte yarar vardır. Örneğin, sıkıntıları olan, işleri ters gitmiş bazı insanlara olunmalıdır gibi kesin kuralların sık sık yinelenmesi de çocukları yardımseverliğe götüren davranışlardır!

Yararlı görevler vermek:
Ebeveyn çocuğunu, evcil hayvanlara bakmak, yoksul çocuklara vermek üzere oyuncaklar yapmak, veya kardeşine bir oyunun nasıl oynanacağını öğretmek gibi etkinliklerine; evde veya okul çevresinde karşılaşılan yardım gerektiren olaylara katılmalarına destek vermelidir. Bu tip davranışlara doğal olarak kalkışmayan çocuklarda özendirilmelidir. Bezende zorlanmaları gerekebilir. Fakat bu zorlama da ılımlı olmalıdır. Aksi halde ters tepki verebilir. Yardımsever çocuklar yetiştirmenin en belirgin yolu, onlarda görmeyi istediğiniz, cömert düşünceli, yardımsever davranışı, sizinde uygulamanızdır. Söylediğinizle yaptığınız arasında bir zıtlık olduğu zaman, sizin söylediğinizi değil, yaptığınızı taklit edeceklerdir. Eğer davranışınız söylediğinizi yansıtmıyorsa, sonuç yeterince iyi olmayacaktır.

çocuklarda özgüven

ÇOCUĞUNUZUN ÖZGÜVENİNİ ARTIRMAK İÇİN YAPMANIZ GEREKENLER
1- ONA SIK SIK SÖZ HAKKI VERİN
2- KENDİNİ VE DUYGULARINI ”NE DÜŞÜNÜYORSUN , NASIL HİSSEDİYORSUN” GİBİ SÖZLERLE ANLAMAYA ÇALIŞIN
3- O KONUŞURKEN ONUN YÜZÜNE BAKIN VE CİDDİYE ALINDIĞINI HİSSETTİRİN
4- ONUN FİKİRLERİNE DEĞER VERDİĞİNİZİ HİSSETTİRİN
5- ONUN OLUMLU DAVRANIŞLARINI KESİNLİKLE TAKDİR EDİN
6- YAŞINA UYGUN GÖREVLER VERİN
7- VERİLEN GÖREVLERDEN SONRA BAŞARISINI TAKDİR EDİN
8- ONUN İÇİN ZAMAN AYIRIN
9- ONUN İLE DEĞİŞİK KONULARDA SOHBET ETME ORTAMI OLUŞTURUN
10- ONUN KORKU VE ENDİŞELERİNE SAYGI DUYUN
11- AŞIRI ELEŞTİRİCİ OLMAKTAN VE YARGILAYICI DAVRANMAKTAN KAÇININ
12- HATALI DAVRANIŞLARINI KONUŞARAK UYARIN VE ONA DOĞRU OLANI ANLATIN
13- BAŞKALARI YANINDA ONU KÜÇÜK DÜŞÜRMEYİN
14- ONUN BAŞARISIZLIKLARINI BÜYÜTMEYİN
15- BAŞKALARI İLE ONU KIYASLAMAYIN
16- KABİLİYETLERİNİ FARKEDİN VE TEŞVİK EDİN
17- ONU SOSYAL ORTAMLARDA BULUNMAYA CESARETLENDİRİN
18- TOPLULUK İÇERİSİNDE SÖZ ALMASINI TEŞVİK EDİN
19- ONU ÇOCUK OLARAK GÖRMEYİP , VARLIĞINI ÖNEMSEYİN
20- YAŞINA UYGUN OYUN FAALİYETLERİNİ DESTEKLEYİN
21- ONU SIK SIK SEVDİĞİNİZİ SÖYLEYİN
22- ONUN İÇİN ÖNEMLİ OLAN ŞEYLERE SİZDE ÖNEM VERİN
23- ONUN ÖNEMLİ GÜNLERİNİ UNUTMAYIN
24- AİLE İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR KİŞİ OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZİN
25- ONUN YERİNE YAPMASI GEREKEN ŞEYLERİ SİZ YAPMAYIN
26- ONUN AİLE İÇİ BAĞLARININ KUVVETLENMESİNİ SAĞLAYIN
27- OLAYLARI HEP OLUMSUZ DEĞERLENDİRMEYİN
28- ONUN OKUL HAYATINA VE EĞİTİMİNE ÖNEM VERİN
29- SADECE ONUN İÇİN AYIRDIĞINIZ ZAMANLAR OLSUN
30- ONUNLA BERABER SOSYAL AKTİVİTELERDE BULUNUN
31- YANLIŞ VE UYGUNSUZ CEZALANDIRMADAN KAÇININ
32- ONDAN BEKLENTİLERİNİZ ÇOK AŞIRI OLMASIN
33- ONUN FARKLI VE GELİŞMEKTE OLAN KİŞİLİK YAPISI OLDUĞUNU UNUTMAYIN
34- ONUN İÇİN MUTLU VE HUZURLU BİR AİLE ORTAMI SAĞLAYIN
(alıntı-www.cicibebe.net)

Çocuklarda İştahsızlık

İştah, bir yemeğin zevkle, neşeyle ve arzu edilerek yenmesidir. Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, çiğnemek için zaman kazanmaya çalışan, tabağındaki yemeği bir türlü bitiremeyen bir çocuk karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup olmadığı gelmelidir. Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle-grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları gibi bir rahatsızlık çocuğun sofrada nazlanmasına neden olur. Böyle durumlarda doktor kontrolünden geçirilen çocuğa, önerilen biçimde yiyecek verirken çocuğun isteklerini de dikkate almak en uygun yoldur. Hastalık sırasında çocuğu yemek yemeye zorlamanın hiçbir yararı yoktur.
 İştahla ilgili olarak ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey çocukların bireysel farklılıklar gösterdikleridir. Bu nedenle de başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme davranışı ile kendi çocuğunuzun yemek yemesini kıyaslamak, çocuğunuzun daha az yediğini düşünmenize neden olabilir.
Neler Yapılabilir?
Bazı çocukların iştahlı bazı çocukların iştahsız olmaları pek çok nedene bağlı olabilir. Çocuğu iştahlı ya da iştahsız yapan faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük önem taşır. Çocuğun bilinçaltına yerleşmiş bir endişe, üzüntü, nefret veya kıskançlık gibi bir duygu onun iştahını kesebilir. Bu nedenle iştahsız bir çocuk için öncelikle organik bir rahatsızlığının olup olmadığı araştırılırken diğer yandan ruhsal çatışmalarının olup olmadığı, duygusal bir sorunun bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Bu arada çocukların iyi gıda alamadıkları için problemli olabileceklerinin yanısıra problemli oldukları için de iştahsız olabilecekleri düşünülmelidir.
İştahsız çocuk karşısında neler yapılabilir?
· Herşeyden önce çocuğa sofrada yemek yemesi için zor kullanılmamalıdır. Her çocuğun kendine özgü yemek yeme kapasitesi olduğundan çocuk daha fazlasını yiyemez. Çocuğun yemesi konusunda ısrarcı olunduğunda çocuk kendisine fazla gelen gıdayı çıkartılabilir.
· Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı vardır. Örneğin, yıllar ilerledikçe başlangıçta alınan yiyecek miktarı azalabilir. Erinlik ve ergenlik döneminde ise iştah yeniden artabilir.
· Yemek zamanından önce çocuğa verilen şekerlemeler, çikolatalar, cips vb abur cubur gıdalar da iştahı engelleyebilir. Ancak, çocuk acıktığında yemek zamanını beklemeden ona yemeğini vermek gerekir. Acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek onun iştahının kaçmasına neden olabilir. Henüz yemeği hazır olmamış çocuğa, alması gereken gıdalardan bir miktar verilerek iştahının kaçmamasına yardımcı olunabilir.
· Sofrada çocuğu olabildiğince kendi haline bırakmak ve kendisinin yemek yemesine olanak tanımak, evi kirletmemesi ve çeşitli kurallara uyması yönünde onu zorlamamak çocuğun yemek davranışına karşı daha olumlu tutum geliştirmesini kolaylaştırabilir. Bazen iştahsızlığın altında, çocuğun yemek yeme karşısında yaşadığı zorlamalar ve baskılar geliyor olabilir ve bu müdahaleler nedeniyle çocuk yeme isteğinden uzaklaşmış olabilir.
· Çocuğun sofrada oyalanması ve yemeğini ağır yemesi karşısında tepki göstermemek en iyisidir. Bu arada çocukla konuşmak, hikayeler anlatmak, şakalar yapmak da onun yemek yemesini zevkli hale getirebilir.
· Küçük çocukların istediği gıdaları ve onların gereksinimleri olan gıdaları bilerek tertiplenen yemek listeleri onları sağlıklı tutacaktır. Çocuğa değişik alternatifler sunmanın yanında alınması gereken gıdaları süsleyerek göze daha hoş hale getirmek, çeşitlendirmek onların istemedikleri gıdalara karşı da olumlu davranmalarına yardımcı olabilir. Amaç çocuğun çok yemek yemesi değil arzu edilen ve onun için gerekli olan gıdaların alınmasıdır.
· Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de çocuğun iştahı üzerinde önemli etkisi vardır. Evde yaşanan gergin bir hava, tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir neden oluşturabilir. Yine bu bağlamda çocukların, çok sevdiği büyüklerinin üzüntülerinden de etkilendikleri ve iştahlarının kesildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yaşanan sıkıntı ve üzüntüleri çocuğa hissettirmemeye çalışmak önemlidir.
· Bazen çocukluk kıskançlıkları da iştahı olumsuz olarak etkileyebilir. İştahsızlık sorununda bu durumun var olup olmadığı da dikkate alınmalıdır. Bazı çocuklar sürekli olarak dikkati üzerlerine çekmek istediklerinden iştahsızlık onlar için bir kazanç halini alabilir. Diğer yandan küçük bir kardeşin varlığı ve annenin onun beslenmesi ile ilgilenmesi de çocuğun yemek yemeye karşı tavır almasına ve yemeğinin anne tarafından verilmesini istemesine yol açabilir.
· Anneleri ya da babaları tarafından dövülen ve sık azarlanıp eleştirilen çocuklarda da iştahsızlık görülebilir. Çocuk yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak itiyor olabilir. Yemek yemediğinde anne ya da babasını üzüldüğünü gören çocuk bundan zevk alabilir ve kızdığında ebeveynlerini üzmek için bu yola başvurabilir.
· Yemek sırasında olumsuz, üzücü ve rahatsız edici olaylardan söz etmek, onların yaramazlıklarını ve hoşlanmadığınız yanlarını dile getirmek, eleştirmek, ayıplamak ya da suçlamak çocukların lokmalarını boğazlarına dizebilir. Yemek sırasında rahatsız edici durum ve konuşmalardan kaçınmak gerekmektedir.
· Çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koymak, bazen de azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her bitişinde çocuğu takdir etmek onun yemek yeme davranışının pekişmesine yardımcı olabilir.
· Çocukların iştahlı olmalarını sağlamada bir yol da onların açık havada zaman geçirmelerini sağlamaktır. Temiz hava ve dışarıda yapılan gezinti ya da oyun çocukların iştahını artırılmasına yardımcı olabilir.
· Çocuğun süt içiyor olması ve süt ile doymuş olması nedeniyle yemek yemeye fazla istekli olmadığı durumlar iştahsızlıkla karıştırılmamalıdır. Bu durumda verilen süt miktarını biraz azaltmak sorunun çözümüne yardımcı olabilir.
· Yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olmalarına özen göstermenin yanında soğuk ve aşrı sıcak olmamalarına da dikkat etmek gerekir.
· Yemek sırasında yemek yeme usul ve kurallarına ilişkin uzun konuşmalar yapmamak,ikazları müşfik ve sempatik bir biçimde yapmak çocuğun yemek yemeye karşı daha olumlu davranmasını sağlayabilir.
Hazırlayan: Psikolog Yüksel Demirer