şeffaf ekranlı bilgisayarlar

nette elimi kolumu sallayarak gezerken rastgeldim bu ilginç tasarımlı bilgisayarlara. edindiğim bilgilere göre Samsung üretmiş ama piyasaya sunmamış henüz. gerçi ben niye böyle birşey ürettiğini anlayabilmiş değilim ya neyse. tamam tasarım çok yaratıcı ama ne amaçla kullanılabilir ki bu şeffaflık? aklına bir fikir gelen varsa yazsın ne olur, gerçekten merak ettim yani.
       şimdi ben bu bilgisayarı kullanan birinin karşısına geçsem mesela, bir iş için bekliyor olsam, ekrana mı bakıyor bana mı anlayamam ve fena bozulurum:))

soğuk bir kış günü

hava yine soğuk ve biz kızımla yine evdeyiz. çok soğuğu sevmiyorum ben, çok sıcağı da. keşke hep bahar olsa.. ama o zamanda kar ve denizi özlerim kesin:) en iyisi Allah bizi hiçbir mevsime hasret bırakmasın (amma orjinal bir dua oldu ya:)
geçen akşam kurs dönüşü dolmuşa yürürken ellerimin donma ihtimalini bile göze alarak boş durmayıp fotoğraf çektim, gerçi biraz titrek vaziyette oldugumdan çok iyi olmadılar ama yine de Bursaya bir daha kar yağar mı yağmaz mı bilinmez, en iyisi ben elimdeki kar fotoğraflarını sizinle paylaşayım. gerçi bir aksilik olmazsa pazar günü uludağ’a çıkmayı düşünüyoruz eşim ve arkadaşlarla, asıl kar fotoğrafı orda çekilir di mi ama? olsun yaaaa ben yine de elimdekileri size göstericeeeem:))

kalabalık misafir

ohhh bugünü de atlattım ya, artık misafirden korkmam herhalde. niye mi? çünkü bugün misafir sayısı konusunda rekorumu kırarak tam 20 misafiri yemekli ağırladım. sabah 08.00’de uyanıp hazırlıklara başladım, yemek- temizlik- zeynep üçgeninde telaşa kapılmak üzereydim ki canım arkadaşım Çiğdem yardımıma koştu. ve ben bugün zor günlerimde yanımda olabilecek dostlara sahip olduğum için bir kez daha şükrettim. Çiğdemcim, çalıştığın için iple çektiğin pazar gününü bana feda ettin, yoruldun, stresime ortak oldun. ne diyeyim, Allah razı olsun…
yemeğe gelince, öyle kalabalık bir menü hazırlamadım açıkçası, misafirlerimin hepsi diyete önem verilen çağda ve kız olunca yemeklerin artmasından korktum. iyiki de öyle yapmışım, çünkü tam  tahmin ettiğim gibi oldu:)
menüyü yazıcam ama üzülerek söylemek zorundayım ki malesef hiç fotoğraf çekemedim. o telaşe de aklıma gelmedi desem…:( ama ikinci kez pişirdiğimde söz fotoğrafları ekliycem.
menüm: yayla çorbası
            zeytinyağlı barbunya
            peynirli börek
            bol vitaminli salata
            sulu köfte
            pilav
            tulumba tatlısı (tatlılar eşimden, yani hazır:)
(aaa bu arada zeytinyağlı barbunya biraz artmıştı, unutmazsam yarın fotoğrafını çekip eklerim olur mu?)

olmak cesareti

Ocak ayında 3. kitabımı da okuyup kitaplığıma geri koydum bile. önümüzdeki bir hafta içerisinde elime kitap almayı düşünmüyorum. photoshop çalışmalarıma öncelik vermem lazım bu aralar. ayrıca hazırlayıp yazmam gereken bir sürü de ders birikti. neyse kitaba geçecek olursak:
Olmak Cesareti, psikiyatrist Kemal Sayar’ın denemelerinden oluşan bir kitap. akıcılıktan ziyade okuyucuyu bilgilendirmeyi hedeflemiş sanki. deneme dediğin genelde yolda, ders arasında, bir fincan kahve ile rahatlıkla okunabilir, fakat bu kitap öyle değil, ne dediğini tam anlayabilmek için ciddi-sessiz bir zaman ayırmak gerekiyor. çok ilginç konuları da var, çok sıkıcı olanları da. tabii bu düşünceler kişiden kişiye değişir. okuyup görmek gerek.
kitap içerisinde en hoşlandığım paragraflardan biri:

”O halde, sen aşk için birşeyler yap. baksana herkes aşksızlıktan ağır ağır ölüyor. dünyalık biriktirmek telaşındaki adam, dinini öfkeden bir mızrak halinde başkalarının kalbine saplamak isteyen adam, evinde kocasıyla saatlerce Tv karşısında bir çift laf etmeden oturan kadın ve sokaklarda özgürce koşamadığı için meramını tv lehçesiyle anlatan çocuk: hepsi ağır ağır ölüyor. yeknesaklığın onulmaz kederi evleri, sokakları, meydanları çoktan işgal altına almış. insanlar matbuatın dillerine tutuşturduğu replikleri konuştuğu için oyun heyecansız devm ediyor. sen gel, aşk için birşeyler yap; bir haylazlık, bir yaramazlık yap, bu konuşmaya yüreğinin sesiyle katıl, metnin dışına çık, derin bir nefes al. aşk için birşeyler yap; bir yoksulu doyur, sevmediğin bir insana iyi günler dile, Tanrı’nın adını an ve dostlarını hatırla. ego adacığında bir Robinson olmayı bırak, sokağın sesiyle, kalabalığın uğultusuyla tanış ve gözgöze geldiğin her insana aşktan sözet.”

osmanlının yetimi BOSNA

Elif Şafak’ın Aşk adlı romanın okuduktan sonra acilen yeni bir kitaba başlama ihtiyacı hissettim. dün kitaplığımı şöyle bir gözden geçirirken Yaşar Danışmaz’ın Bosna kitabı takıldı gözüme. aslında 2007 de okumuştum ama tekrardan başlamak istredim. çok da iyi etmişim, iki gecede bitti bu kitapta.
bosna, öyle güzel hatıralarım var ki sende, tam 3 yılımı verdim sana, sense çook güzel anılar bıraktın bana. Rabbim nasip etse de bir daha ayak bassam toprağına, bu defa daha çok özen göstereceğim, daha bir ilgiyle izleyeceğim sokaklarını, nehirlerini, insanlarının yüzlerini…
gözüm yaşlı okudum bu kitabı, Bosna’ya olan sevdamdan olsa gerek hiç bitmesin istedim, her sayfasında ömrümün 3 yılının her gününü teker teker gezdim sanki. seni seviyorum bosna…

aşk

   ”AŞK’ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
       başlı başına bir dünyadır aşk.
        ya tam ortasındasındır, merkezinde,
              ya da dışındasındır, hasretinde…”
ne yazsam, nasıl yazsam bilmiyorum. Elif Şafak öyle bir konuşturmuş ki kalemini, artık bana susmak düşer. şiddetle tavsiye ettiğim, bir solukta okuyacağınız harika bir roman. iki aşk bir hikaye ile, iki hikaye ise bir aşkla yazılmış. okuyun, okuyun, okuyun…

hindistan cevizli kalp kurabiye

malzemeler:
1 paket oda sıcaklığında margarin veya tereyağı
2 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
4 su bardağı un
1 su bardağı hindistan cevizi
hazırlanışı: karıştırma kabına unu döküyoruz. tereyağını koyup yumurtaların bir tanesinin beyazını kenara ayırıyoruz. ( kurabiyemizin üzerine kullanmak için) diğer yumurtaları, toz şekeri, unu ve kabartma tozunu ekleyip kulak memesinden yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğuruyoruz.
tezgahın üzerine un serpip hamuru merdaneyle küçük parmak kalınlığında açıyoruz. kalp kalıp ile kesiyoruz. yumurta beyazını çatalla çırpıp fırçayla hamura sürüp her iki tarafını hindistan cevizine batırarak fırın tepsisine diziyoruz.
önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında yaklaşık 20-25 dk. pişiriyoruz. ılıkken servis ediyoruz.
afiyet olsun

ıspanaklı pasta

bu tarif Oktay usta’nın ”Oktay Usta’yla lezzet yolculuğu” isimli kitabından.  tadına bakmış olmasam ıspanak ve pastanın bu kadar güzel uyum sağlayacağına inanmazdım. mutlaka deneyin.;)

malzemeler:
3 adet yumurta
1 su bardağı toz şeker
1.5 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 paket toz şanti
1 su bardağı haşlanmış ıspanak püresi
1 su bardağı süt
kreması için:
2 su bardağı süt
1 çay bardağı toz şeker
3 çorba kaşığı un

hazırlanışı: yumurta ve şekeri mikserle karıştırıp köpürtüyoruz. ıspanak yapraklarını sıcak suya batırıp robotta püre haline getiriyoruz ve yumurtalı harcın üzerine alıyoruz. yavaş yavaş karıştırıyoruz. üzerine unu, vanilyayı, kabartma tozunu bir tel süzgeçten eleyip karışıma ilave ediyoruz. tahta kaşıkla çöktürmeden karıştırıyoruz. pasta kalıbına döküp önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında yaklaşık 30-40 dk. pişiriyoruz. fırından çıkınca soğumaya bırakıyoruz. bir tencereye süt, şeker, un koyup çırpma teliyle karıştırarak pişiriyoruz. soğumaya bırakıyoruz. toz şantiyle soğuk sütü mikser ile çırpıp köpürtüyoruz. soğumuş olan kremaya iki kaşık koyup karıştırıyoruz. pasta kekini ikiye veya üçe bölüyoruz. ( ben ikiye böldüm) hazırladığımız kremadan sürüyoruz. en son katı koyduktan sonra elimizle biraz bastırıyoruz. bıçak ile kenarlarını düzeltiyoruz. çıkan parçaları robottan geçiriyoruz. pastamızı şantiyle kapladıktan sonra robottan çektiğimiz parçaları serpiyoruz. buzdolabında soğuttuktan sonra servis ediyoruz.

yalancı arnavut böreği

bu böreğin tarifini eski komşum, canım dostum Feride’den almıştım. o gün bugündür birçok misafirime yaptım ve hepsinden güzel iltifatlar aldım sayesinde. arkadaşım, hayatıma öyle çok şey kattın ki, hakkını ödemem imkansız. bu böreği vesile ederek buradan sana çoook teşekkür ediyorum.
malzemeler:
24 adet milföy hamuru
3 adet yufka
kıyma, karabiber, tuz
2 yumurta sarısı
1 şişe soda
hazırlanışı:
börek tepsisi yağlandıktan sonra 12 adet milföy yanyana dizilir. üzerine 1.5 yufka gelişigüzel yerleştirilir. zeytinyağında kavrulmuş olan kıymaya karabiber ve tuz ilave edilerek iç harç hazırlanır. yufkaların üzerine kaşıkla dökülür. iç harcın üzerine kalan 1.5 yufka yerleştirildikten sonra 12 adet milföy dizilir. bıçak yardımıyla önce milföylerin hizasından (yani kare olacak şekilde), sonra da her bir milföy karesi ortadan ( üçgen olacak şekilde) güzelce kesilir. üzerine çırpılmış yumurta sarıları sürüldükten sonra şişe soda dökülüp 1 gece buzdolabında bekletilir. 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirilir. sıcak servis edilir.
not: bu malzemeler büyük fırın tepsisi içindir. midi ya da mini fırın tepsisi kullanacak olanlar milföy ve yufka ölçülerini azaltmalılar.

nohut yemeği&bulgur pilavı

eşimin en sevdiği menülerden biri, nohut+pilav+ayran+turşu, bir de pulbiber döktük mü üzerine, deymeyin kocişimin keyfine:)

tarife gelecek olursak;
Bulgur pilavı
malzemeler: 2 su bardağı temizlenmiş, yıkanmış pilavlık bulgur
                        1 adet orta boy kuru soğan
                        1 kaşık salça
                        zeytinyağı, nane, pulbiber
                        yarım tavuk bulyon,tuz
                        3 su bardağı ılık su
hazırlanışı: yemeklik doğranmış olan soğan zeytinyağında hafif pembeleştirilir.salça ve bulgur eklenerek bir süre daha kavrulur. nane ve pul biber de serpildikten sonra suyu eklenir. bulyon ufalanır, tuz serpilir ve  kapağı kapatılarak kısık ateşte pişirilir.
(not: kuru soğan yerine taze soğan, ilave olarakda haşlanmış yeşil mercimek, havuç ve sarımsak eklenerek pilavı zenginleştirebilirsiniz. öylesi de harika oluyor, bir ara yapıp fotoğrafı paylaşırım;)

Nohut yemeği
malzemeler: 2 su bardağı nohut ( 1 gece suda bekletilmiş)
                       1 adet orta boy soğan
                       1 kaşık salça
                       zeytinyağı, tuz, su
hazırlanışı: yemeklik doğranmış olan soğan zeytinyağında hafif pembeleştirilir.salça ve nohut eklenerek bir süre daha kavrulur. az miktar tuz ile sıcak su eklenerek 40 dk kadar orta harlı ateşte düdüklüde pişirilir.
Afiyet olsun.