iş görüşmesi sonucu…. mutluyum

canım arkadaşlarım, sizleri o kadar çok seviyorum ki:) gerçekten yaaa birçogunuzu tanımasamda seviyorum. ve hepinizin hayırlı olan tüm dileklerinin gerçekleşmesini diliyorum. bana yorum yazıp cesaret veren arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum.
bildiğiniz üzere salı günü öğleden sonra görüşmeye gittim, şimdiye kadarki en rahat iş görüşmemdi. en geç cumartesi ararız dediler tam çıkıyordum ki (hatta içimden kesin ararsınız diyordum:) , istersen bugün kal, bir bakalım dediler. bende olur dedim ve kaldım. çıkış saati gelmeden alındığımı söylediler. çokkk çokkk mutlu oldum tabii.  içim çok ısındı ortama, işe:)
arkadaşlarım yine dualarınızı bekliyorum ama, işim daim olsun diye. çünkü içimden bir his bu işe sizlerin duaları sayesinde alındığımı söylüyor…

İş Görüşmesi

”olsa ne güzel olur” dediğim bir iş görüşmesine gideceğim yarın. hem umutluyum hem de korkulu, ama en çok da heyecanlıyım. ve tüm dostlarımın güzel dualarını bekliyorum…

Güneşi Gördüm

işte gözyaşlarıma hakim olamadığım bir film daha. kadro, oyunculuk, senaryo… hepsi çok iyi bence. film sıkmadan kendisini izlettiği gibi düşündürüyor da. gerçekten böyle mi oluyor, bu yaşananlar doğru mu dedirtiyor. hep ötelediğimiz, beğenmediğimiz, onlar kürt, hepsi pkk diye damgaladığımız insanların birçoğuna haksızlık ettiğimizi… insanın insandan ayrı düştüğünü, kardeşin kardeşe boş yere düşman olduğunu birkez daha farkettiriyor. 
filmde beni en çok etkileyen cümlelerden biri ” devletin başındakiler kavga ediyorken halk nasıl barış içerisinde yaşasın?!” keşke birşeyler yapabilsek, keşke birbirimizi daha çok sevsek, önemsesek, kardeş olduğumuzun bilincinde olsak. doğudakinin derdi batıdakinin de derdi olsa… mutluluk hepimizin olsa…
film özeti:

Mayınların arasında, doğuda bir sınır köyü…


25 yıldır iki tarafın arasında kalan çaresiz insanlar…
Zorunlu göç uygulaması nedeniyle doğup büyüdükleri topraklardan, köklerinden ayrılmak zorunda kalan Altun aileleri, köklerinden koparak bir bilinmeze doğru yola çıkarlar.
Davut Altun, ailesiyle birlikte kaçak yollardan da olsa en kısa zamanda Norveç’e gitmeyi istemektedir. Haydar Altun ve ailesi içinse göç yolu İstanbul’a doğrudur…
Yolculuk başlamıştır…
Bitmek bilmez fıtınalardan geçip gelmiş, yollarını kaybetmiş, çaresizce bir çıkış arayan insanların, kendi güneşinden koparılmış ve geleceğin bilinmezliğinde kaybolmuş çocukların, bir göçün hikayesidir…
Her türlü ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı duran, savaşın, kavganın, kendine benzemeyeni hor görmenin sorunun ta kendisi olduğunu söyleyen bu filmde anlatılan: hepimizin, memleketimizin, Türkiye’nin hikayesidir…

anne olmak…

ne güzel bir şeymiş anne olmak. hayır hayır ne güzel şey değil, dünyanın ennn güzel şeyiymiş. gerçekten de anne olmadan anlaşılamayan bir duyguymuş. birini canından öte sevmek, canını seve seve feda edebilmek… o yesin de ben yemesemde olur, o uyusunda ben uyumasamda sorun yok, o giysin de ben giymesemde dert değil demek… birdenbire kendi annemize daha cok deger vermek, keske annemi hiç üzmeseydim, kırmasaydım diye düşünmek… anne olmadan önce vaktimizin ne kadar bol oldugunu görmek… bir varlıgın şıp diye hayatınızın tam da ortasına oturusunu hayretle izlemek..
lafı uzatmaya gerek yok, dedim ya dünyanın ennn güzel şeyidir BEBEK:)

Elmalı Pasta

hani bazıları vardır, sıkılınca dolabın kapağını açar ve yiyecek birşeyler arar. ben böyle insanlara şaşırırım hep, çünkü ben sıkılınca iştahım tamamen gider. ama sıkıntıdan birşeyler pişiririm çoğu zaman. yemekten ziyade pişirmekten zevk alanlardanım anlayacağınız. mutfağa girince kendimi öyle mutlu hissediyorum ki.. hele bir de hazırladığım şeyler eşim ve zeynebim tarafından beğenilmişse değmeyin keyfime:)
işte dünde malum sıkıntıma başka türlü çare bulamayınca mutfağa attım kendimi ve uzun zamandır yapmadığım elmalı pastamı (kek mi demeliyim yoksa?) hazırladım. ve bir akşamda ev halkı tarafından silinip süpürüldü. zeynebim sabah gözünü açar açmaz ”anne enmanı mama yiicem” dedi ama.. artık çok geçti:)
malzemeler:
3 su bardağı un
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı eritilmiş tereyağ
1 fincan süt
1 pk. kabartma tozu
elmalı harç için:
1 kg. elma
1 su bardağı şeker
1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
1/2 tatlı kaşığı tarçın
üzeri için:
1 çay bardağı pudra şekeri
hindistan cevizi
hazırlanışı: un, süt, sıvıyağ, tereyağ, kabartma tozunu karıştırıp yoğuruyoruz. hamurumuz hazır oldugunda ikiye bölüp bir parçasını 30 dk. kadar buzlukta bekletiyoruz. diğer parçasını merdane ile açıp tepsimize yerleştiriyoruz.
elmaları soyup rendeliyoruz ve yarısına şeker ilave ederek yumuşayana kadar pişiriyoruz. pişmemiş elma rendesi ile tarçın ve cevizide katarak karıştırıp tepsiye yerleştirdiğimiz hamurun üzerine seriyoruz.
buzluktaki hamurumuzu alıp rendenin iri tarafı ile tamamen kapanacak şekilde elmaların üzerine rendeliyoruz.
170 derece fırında altı üstü pembeleşene kadar pişiriyoruz. üzerine bolca pudra şekeri ve hindistan cevizi serperek servis ediyoruz.
Afiyet Olsun:)

sıkılıyorum…

aslında yapmam gereken o kadar çok işim var ki… 10 gün içerisinde hatmedilmeyi bekleyen 3 koca ders, bitirilmeyi bekleyen kurdela nakışlı havlu, başlanmayı bekleyen boncuk işleri, dip köşe temizlenmeyi bekleyen 100 m2lik bir ev, okunmayı bekleyen bir sürü kitap, kendisiyle oyun oynamam için gözümün içine bakan minicik bir prenses, ziyaret edilmeyi bekleyen birkaç güzel dost… ama… dedim ya… sıkılıyorum:(
ne oldu, içiniz mi karardı? benim kaç sattir kararık ne olmuş yani!!!
P.S. bu postta bulunan fotoğrafların hiçbiri bana ait değil. kökenini merak ediyorsanız google’a sıkıldım, bunaldım, patladım gibi şeyler yazın karşınıza çıkacaktır:))  …

Ulusal Fotoğraf Yarışması

İstanbul Arel Üniversitesi (ki ben böyle bir üniversitenin varlığından bugün haberdar oldum, ne kadar ayıp:) 2.ulusal fotoğraf yarışması düzenlemiş, katılmamak olmaz şimdi. en kısa zamanda arşiv karıştırılıp 4 fotoğraf hazırlanmalı -en fazla 4 fotoğraf ile katılabiliyormuşuz- ya da yeni fotoğraflar çekilmeli ve 24 Nisan’a kadar gönderilmeli. böylece kambersiz düğüne izin verilmemeli di mi ama:)
ben fotoğraf çekmeyi çok ama çok seviyorum, ancak bu konuda çok da amatörüm. deneyimli amatör mü deniliyor benim gibilere:)
fotoğraf konusu: serbest. istenilen arzu edilen her fotoğrafı gönderebilirmişiz. siyah-beyaz ya da renkli olması hatta fotoğrafın güzelleştirilmesi için herhangi bir programdan yardım alınıp efekt, ışık ayarı vs. uygulanması hiç sorun değil. ne güzel! haydi o zaman pammuk ellerimiz makinelere:)
ilgilenenler yarışma hakkında daha detaylı bilgi edinebilmek için buraya tıklayabilirler.