deneyim böyle birşey olsa gerek?

kadının iş yaşamına başladığı ilk gün:
erkek: eee karıcım nasıldı bugün?
kadın: ayy aşkım, harikaydı, çokk çokk sevdim işimi, işyerimi, arkadaşlarımı. çok mutluyum!..
erkek: senin adına çok sevindim, ama bir süre sonra bu mutluluk kalmayacak.
kadın: neden öyle söylüyorsun? bir kere ben hep mutlu olacağım tamam mı!
erkek: inşallah ama sanmıyorum, deneyimlerimle sabittir.
kadın: hıh! sen iş yerinde mutlu değilsen herkes öyle olacak diye bir şart yok ya!
erkek: tabii ki öyle bir şart yok. ama bir süre sonra hergün aynı şeyi yapmaktan sıkılacaksın, iş bulmanın verdiği heyecan bitecek, bunun yerini yorgunluk ve stres almaya başlayacak, bir de şuan çok sevdiğin arkadaşlarınla aranızda problemler çıkmaya başlarsa… ki bu anlattıklarım çalışanların %90’ında var olan problemler.
kadın: hiç sanmıyorum! hem ben çalışırken hiç yorulmuyorum. bir kere ev hanımlığı iş kadınlığından daha zor. tabii sen bunu bilemezsin!:)
bir hafta sonra;
erkek: eee karıcım nasıldı bugün?
kadın: iyiydi aşkım, ama biraz yoruldum:(
erkek: hani sen hiç yorulmuyordun?
kadın: ya geçen hafta hiç yorulmamıştım ama bu hafta patron biraz daha hızlı çalışmam gerektiğini hissettirince stres oldum. tabii bütün hafta geceleri zeynep yüzünden uykusuzluk, işten eve gelince ev toplama-yemek telaşı falan filan, biraz yoruldum işte.
erkek: zormuymuş iş kadını olmak?
kadın: hayır canım öyle bir şey demedim…
iki hafta sonra;
erkek: eee karıcım nasıldı bugün?
kadın: sorma aşkım, çokk yorgunum, çok da canım sıkkın:(
erkek: hayırdır?
kadın: iş yerinde bazı problemler var. insanlar ne kadar fena böyle, hep çıkarlarını düşünüyorlar.
erkek: evet. ben sana bunu söylemeye çalışmıştım.
kadın: ya ne bileyim, ben böyle olmaz sanmıştım…
üç hafta sonra;
kadın: sakın bana bugün nasıldı aşkım diye sorma, berbattı!!!
erkek: … (hafiften sırıtır:)
P.S. bu benim ilk ”resimsiz” yazımdır. bu yaşananları anlatmaya ne benim albümlerim ne de google görselleri yeterli gelmedi, affola:)

Çıtır Bagetler

ooyy oyy çalışmak güzelmiş de, hergün eve aç dönerken ”ahh keşke evde masa sıcacık yemeklerle bizi bekliyor olsa, ya da en azından bir çay demleyenimiz olsa…” diye iç çekmek kötüüü, hem de çokkk:( evinde annesi, kayınvalidesi ya da yakını olan ve sıcacık yemekler kendilerini bekliyor olan çalışan bayanlar, lütfen kıymetini bilin bu durumun e mi!..
neyse bu gün iş çıkışı yine hemmen kendimi mutfağa attım, eşimin kurufasulye-pilavı hazırdı zaten, bizde kızımla kendimize bu leziz tavukları hazırladık, bir de ayran yaptık yanına,  oohh yeme de yanında yat:))
malzemeler:
6 adet baget tavuk
1 yumurta
galeta unu (galeta ununuz yoksa evdeki bayat ekmeklerinizi fırında kızarttıktan sonra robottan geçirip kullanabilirsiniz.)
tuz, ayçiçek yağı
hazırlanışı: tavuklar güzelce yıkanıp bol suda haşlanır. ( haşlama işleminden sonra ben suyu atmayıp buz kalıplarına doldurdum, buzlukta donduktan sonra tavuk tablet yerine kullanacağım. siz de bunu yapabilir ya da suyu çorbalarınızda kullanabilirsiniz. yeter ki atmayın:) haşlanan tavuklar önce yumurtaya sonra galeta ununa batırılıp az sıvıyağda kızartılır. sonra da afiyetle yenir…

Bursa 1. Eğitim ve Kültür Şenliği

Bursa Umut Sevgi ve Eğitim Gönüllüleri Derneği (BUSEDER) tarafından birincisi düzenlenen ‘Bursa Eğitim ve Kültür Şenliği’  bir hafta kadar önce başladı ve biz bu akşam 2. kez gidip kermesin lezzetli yiyeceklerinden satın alıp hoop miğdeye indirdik. 
Bursalılar bilirler, şenlik Kültürpark metro istasyonu yanı Gökçen Plazada,  hem bildiğimiz kermes ( yani ev yapımı yiyecekler, çeyiz ürünleri, ev tekstili, giyim, takı, resim sergisi vs..) hem de şenlik ( konserler, halk oyunları, hacivat karagöz gösterimleri, çeşitli seminerler vs.), oldukça kapsamlı bir program olmuş.  biz ailece çok memnun kaldık . imkan buldugunuzda siz de uğrayın bence.
şenliğin bir haftası geçti, önümüzdeki bir haftanın programı ise şöyle;

Kreativ Blogger ödülü

neredeyse bir haftadır internetim yoktu. blogumu da üzgünüm yazısı ile bırakmıştım tüh tüh derken bugün hem internet hem blogum ile buluştum çok şükür. bir de ödül almışım sevgili yaratıcı tasarımlar sitesinin sahibesi pelin’den. aslında blogumda ben de bu ödüle layık olduğumuzu düşünmüyoruz ama verilen ödül geri çevrilmez diyerek yan cebe aldık bile:)
 pelin’cim öncelikle sana çok teşekkür ediyorum teveccühün için. ben de bu güzel ve onore edici, moral verici ödülü  sihirli eller‘e, tasarım mekanı‘na, yarenin günlüğü‘ne, zizim bizim‘e, zeynepin evi‘ne, nohut oda‘ya, vee çelebi‘ye armağan ediyorum. güle güle kullanın kızlar:))
P.S. kendimle ilgili 7 şey yazmam lazımmış, daha önce yazmıştım onu okusanız olur mu:)
Posted in mim

”Hayrı işleyen parmaklar,kanamazlar batan iğnelerden…Hayrı devşiren eller,kopmazlar kucakladıklarının ağırlığıyla…Hayra açılan yolda ezilen toprak,özündeki ateşi söndürür,gülistan olur… ”
üzgünüm… yaptıklarım, söylediklerim, düşündüklerim için üzgünüm… hem de çok…
P.S. yukarıdaki güzel söz ile yazdıklarımın bir alakası yok. onu bir blogda görüp beğendim ve sizinle paylaşmak istedim. son yazdıklarım ise şu an yüreğimden dökülenler. bir de gözlerimden dökülenler var, onları ne yapmalı acaba:(
fotoğraftaki güle gelince, bir sürü birbirine benzeyen gül yaprağı arasında o başka, o tek, o yalnız…

daha önce görmüş müydünüz?

yaratmak Allah’a mahsus olsa da kendi özelliklerinden bir kısmını biz kullarına da vermiş, vermiş ki bir işe yarayalım de mi ama. işte bazı  arkadaşlarımız bu sıfatlarının tecellilerini iyi kullanıp kafalarını çalıştırmışlar. sonuçta böyle ilginç şeyler çıkmış ortaya:)
yaa biraz karmaşık bir yazı mı oldu ne? durun o zaman baştan alıyorum. şimdi ben bu tasarımları görünce istem dışı ”adamlara bak nerden akıllarına geliyorda böyle şeyler yaratıyorlar” dedim. sonra birden aklıma geldi ki yaratmak sadece Allah’a mahsus. peki nasıl oluyorda insanlar daha önce hiç varolmayan bir şeyi meydana getiriryorlar. demekki Allah’ın yaratma vasfının ufacık bir bölümü de olsa bizde de var. yani bazılarımıza ”Halik” sıfatının tecellileri yansımış. ki böyle olmayan şeyleri olur duruma getirmişler.
ayy yine mi karışık oldu? durun o zaman bir daha baştan başlayayım:))