platonik aşk

Merdum-i dideme bilmem ne füsun etti felek
Gıryemi kıldı füsun eşkimi hun etti felek.
Şirler pençe-i kahrımdan olurken lerzan;
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek.
                                                    (Y.S.S.)
yıllar sonra ilk kez bugün burada itiraf ediyorum: ben de platonik aşka tutuldum, hem de bundan tam 6 yıl önce. nasıl mı? anlatayım:
dershaneye gittiğim zamanlarda, bir tarih dersinde… öyle yakışıklı, öyle mert, öyle cesurdu ki, ona baktıkça içim akıyordu. tam benim istediğim gibi biriydi. imanı kuvvetli, sözü doğru, geçtiği yerde iz bırakan, insanları kendine hayran eden bir erkek.. eğer onunla evlenemezsem, oğlumun ismini mutlaka Yavuz koymalıyım ki onu hatırlayayım diyordum. evet ismi Yavuz’du… Yavuz Sultan Selim.
tarih öğretmenimiz onu, onun yıllarını öyle güzel anlatıyordu ki resmen aşık olmuştum evet… (aşkısı bak kızmana gerk yokmuş di mi, yabncı birine aşık olmamış karıcığın:) 
Yavuz Bahadıroğlu’nun bu kitabını görünce hemen o yıllar aklıma geldi ama bir şey daha itiraf etmeliyim ki: bu kitap hiç ama hiç etkileyici değil. tüm ansiklopedik bilgiyi veriyor Yavuz hakkında ama şöyle yürekte iz bırakan hiçbir şey yok. yok yok beğenmedim:(