bir kitap: Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz

bu blog aleminin en tembel, en istikrarsız blogçusu benim galiba. galiba fazlaaaaa, kesinkez öyle. ya milletin 2 tane, 3 tane çocuğu var yine de hiç olmazsa haftada bir kez yeni yazı yayınlıyor ya, maşallah onlara, yuh bana! :))

bakın mesela Ocak’ta 2 kitap okudum, ama 1 tanesini bile paylaşamadım henüz. ve işte paylaşıyorum;

Eşimle-Tanışmayı-Unutmuşuz

 

bir arkadaşımın tavsiyesiyle okudum kitabı, kötü diyemem, ama alınmaya değer olduğunu da düşünmüyorum. hakikaten çerez gibi kitap. çerezlerden fıstık hem de. olsa da oluuuur, olmasa da olur.

kitap özeti yazmayacağım, içinden alıntı da yapmayacağım. zira kitap benim olmadığı için altını çizemedim, gerçi benim olsaydı da altı çizilecek bir etkili cümle bulur muydum bilmem?

benden bu kadar, merak edenler google’dan yardım isteyip detaylı bilgi edinebilirler;)

Reklamlar

kreş sorunsalı…:(

1kreşimizi bıraktık, 2 hafta kadar oldu. zaten baştan beri içimize sindirememiştik. kah yemekler, kah servisle ilgili problemler, kah öğretmenin davranışları derken, ite kaka geçti 5-5.5 ay. ama artık minik prenses kendisi de başlayınca ”ben kreşimi değiştirmek istiyorum, artık o kreşe gitmek istemiyorum, benim için başka bir kreş bakabilir miyiz vs.gibi” söylemlere, biz de ayrıldık. ayrıldık ayrılmasına da, daha çok içimize sinecek bir yer bulabildik mi? hayır, malesef!

biz mi ayrıntılara takılıyoruz bilemiyorum, ama yok, fiziki şartlarını beğensek eğitimde sıkıntılar oluyor, eğitimini beğensek yemekler dert oluyor, herşey güzel olsa saatleri bize uymuyor falan filan…

bir süredir halası idare ediyordu zeynebimi sağolsun, fakat balıkesir’e gitmesi gerekince zorda kaldık. çalışıyor oluşuma bir kere daha kızdım. üzüldüm çocuğum ve kendim için, ama üzülmek çare değil. insan -hele ki çocuğu sözkonusuysa- bir an önce toparlanıyor. anneme rica ettim önce, beni bir kez daha kırdı, olmaz gelemem dedi. sonra herzamanki ”son sığınağım” teyzeme sığındım, ve yine ama yine kırmadı beni teyzeciğim. benim yanında en mutlu olduğum teyzem, kızımla birlikte şimdi.. umarım o da benim gibi hissediyordur onun yanında.

ve son söz; çalışmayan annneler, halinizin kıymetini bilin, çocuğunuza doya doya sarılın, canınızın parçasını kimselere emanet etmek zorunda olmadığınız için oturup Allah’a bol bol şükredin!..

balık hafıza mı maymun iştahtan, maymun iştah mı balık hafızadan?

karışıkbaşlığa bakınca kafası karışıyor insanın di mi? ama bu karışıklık tam da beni anlatıyor.

öyle maymun iştahlıyım ki, onu da yapayım, onu da okuyayım, aa dur şu da çıkmış, ayyy izlemesem hayatta olmaz, haydi hemen şurayı görmeliyiz, daha şunu yetiştiremedim, bunu yapamadım, onu edinemedim falan derken… ne yaptığımı anlamaz duruma geliyorum. ve yaptığım hiçbirşeyin farkında olamıyor ve maalesef tadına varamıyorum. (böyle yakınıyorsun madem niye vazgeçmiyorsun demesin kimse. yeni farkettim, tez zamanda çaresine bakılacaktır merak etmeyin;)

ama öyle çok şey varki yapılacak, hemde hepsi öyle elzem, öyle güzel ki vazgeçemiyorum. ben de balık hafızama yenik düşmemek için buraya yazıyorum napıyım:)

* teknolojiye  zaafım var benim. facebook ve twitter yetmiyormuş gibi bir de instagram’la haşır neşirim bu aralar. ama ne güzel fotoğraflar var öyle, bakakalıyorum valla:)

bir de elimden geldiğince -hemen hemen hergün- takip ettiğim ortalama 15-20 blog var, tabii onların en az 10’unun 1-2 günlük sıklıkla yazdığını düşünürsek… epeyce vakit götürüyor:( ama öyle alışmışım ki onlara, okumasam, haberdar olmasam olmayacakmış gibi:)

aaa blog demişken 3bebe1arada’da  ”bir gece” yazısının etkisindeyim iki gündür. ve blog sahibesinin haberi yok ama ne çok dua ettim ona bir bilse:)

”deli-anne’ ‘de okumaktan ve galiba en çok da fotoğraflarına dalıp gitmekten zevk aldığım bloglardan. o kadının hakikaten deli olduğunu düşünüyorum bazen, birçok kişinin farketmeyeceği şeyleri öyle güzel fotoğraflıyor, ve üzerine öyle cümleler kuruyor ki.. maşallah…

*radyo tiyatrolarına taktım bir de bu aralar. ama maalesef zeynebimle şöyle ışıkları kapatıp sessizce oturup dinlediğimizde bizi hayallere daldıracak bir tiyatro bulamadım henüz. ama azimliyim:)

*kitap okuyamıyorum. almak istediğim 2 kitap var. biri Adem Güneş- Çocuk Eğitiminde Pozitif İletişim, diğeri ise Kemal Sayar-Yavaşla. ama yenilerini almadan evvel evde okunmayı bekleyen kitaplar var:( ocak ayında 2 kitap bitirdim aslında. Sema Maraşlı- Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz, Senai Demirci- Canla Bağışla.  bunlar hakkında post hazırlayacağım daha:)

*evim  için Mutfak Masa Takımı bakıyorum. aslında iki takım beğendim ama önümüzdeki hafta Bursa’da mobilya fuarı başlıyacak. onu da görmese olmaz maymun iştahım:)

*zeynebim Konuşma terapistine başlamıştı ama memnun kalmadık ve bıraktık. bu da ayrı bir post olsun bence. çünkü şimdi anlatmaya bir başlarsam, bitiremeyebilirim:)

*zeynebimin kreşini de değiştirdik. ondan da memnun değildik:) yaa biz  çok şey mi arıyoruz diyorum bazen, ama aradıklarımız gerçekten olması gereken şeyler. lafı uzatmayacağım. önümüzdeki pazartesi yeni kreşine başlıyacak prenses, inşallah bu defa herşey çok güzel olur. -amin-

*cumartesileri çalışılmayan bir iş istiyorum. çünkü pazar günleri asla yet-mi-yor! temizlik mi yapacaksın, misafir mi ağırlayacaksın, gezmeye mi gideceksin, dinlenecek misin? mağdurum da mağdurum diye ağlayasım geliyor bu konuda:(

*daha bahsedeceğim çok şey var aslında biliyorum ama baya yorucu bir yazı oldu gibi geliyor. belli olmaz yarın birgün tekrardan okuyasım gelir falan, zaten karışık olan kafamı daha da karıştırmayayım:))

sakinlik, huzur ve sevgi diliyorum kendime, sevdiklerime ve tüm sevilmeye değer olanlara…