arabası olmayanlar gezemez mi demiştiniz?

biz bunun koca bir yalandan ibaret oldugunu gecen pazar ispat ettik. ne arabasızlığa, ne soğuğa ne de çocuklu olmaya aldırmadık ve daha önce hiç gitmediğimiz bir yere ”iznik” e gittik, sırf gezmek için.

açık konuşmak gerekirse baştan biraz tedirgindik, ya gezeceğimiz yerleri bulamazsak, ya sıkılırsak, ya üşürsek, ya zeynebin uykusu gelir ya da yorulursa, ya hasta olursa, bla bla bla.. tüm bu kara düşünceleri beynimizden attık, deneme cesaretini gösterdik.

sonuç mu? iyi ki yapmışız:)

yapmasaydık eğer

çini çarşılarındaki müthiş takıları, ev eşyalarını;

çini fırınlarını;
 minresi tamamen çini ile süslenmiş olan Yeşil Camii’yi;
iznik müzesini;

Ayasofya (kilise-müze) Camii’ni;
 İznik’in çalışkan çinicilerini;
güzel  evlerini;
 insana mecburi huzur yaşatan İznik Gölünü;
nasıl görecek, nasıl bilecektik?
dedim ya iyi ki gitmiş, görmüş bilmişiz. darısı başınıza;)