sen de beni özlüyoy musun çok?

miniğin bir tanesi annesini çok özlüyormuş, okula gidince onun yüzünü düşünüyor aklına gelmeyince hep ağlıyormuş. gece annesi ona sarılıp yatınca bunları anlatmış. annesi ağlamış, minik ağlamış.
şimdi de ben ağlıyorum, hem o miniğe, hem onu bırakıp işe gitmek zorunda olan annesine, hem kendi miniğime, hem kendime… ağlıyorum işte, gündüz çalıştığım yetmiyormuş gibi, şimdi bu saatte desen çiziyor oluşuma, hasta, yorgun, uykusuz olsamda sabah oldugunda hepsini unutup işe gidecek oluşuma…
ağlıyorum, miniğimle doyasıya vakit geçiremeyişime, ona yetemeyişime..
ağlıyorum, ağlıyorum, onu çok özlüyorum. bana belli etmiyor ama o da beni böyle çok özlüyormu ki?..
Reklamlar

stres-depresyon

duydum ki etrafımızdaki her dört kişiden biri depresyondaymış ve biliyorum ki etrafımdaki herkes stresli. ve okudum ki 2020 yılına ulaştığımızda depresyon kalp rahatsızlıklarından sonra en önemli hastalık olacakmış. peki bunun önüne geçmek için neler yapılabilir acaba?

 şahsen depresyona yakalanmış değilim henüz ama yoğun stres altında olduğum kesin. işyerinde sustukça evde avaz avaz bağırır oluyorum günden güne:) bu durumdan kurtulmak için azıcık araştırma yaptım da gökçe aras’ın şu tespiti çok ilgimi çekti:
”“Kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye çalışan; duygularını düşüncelerini çevresindekilere “kırılır”, “benden uzaklaşır” kaygılarıyla (özellikle öfke, kırgınlık gibi olumsuz duyguları) ifade edemeyen kişiler, depresif duygu ve düşüncelerle baş etmekte güçlük yaşayabilmektedirler.
 Aşırı hırslı insanlar ile strese meyilli kimseler de depresyona yakındır.
Bencillik de Depresyonu Tetiklemektedir. Hemen hepimizde bir miktar bencillik vardır. Ancak psikiyatride “narsist kişilik” olarak tanımlanan ileri derecedeki bencillik, kişileri depresyona sürüklemektedir. Böyleleri, kendinden başkasının düşüncelerine önem vermeme, övgüye ihtiyaç duyma, kin, öfke ve kıskançlık duyguları sebebiyle depresyona çok müsait hâldedirler..
Duygularını coşkulu yaşayan insanlarda, anti-sosyal kişilik bozuklukları olanlarda, benlik değeri düşük, bağımlı kişilerde de depresyon ihtimali yüksektir.”
evet evet, gün içerisinde aynen birinci paragraftaki sebeplerden dolayı duygularımı ifade edemediğim için depresif duygularımla başedemiyorum. ne yapsam acaba, melisa çayını bolca içiyorum da acaba bir de yapraklarından bir tutam kapıya mı assam?:)

can sıkıntısına ne iyi gelir? gece yarısı mutfağa uğrayıp yenilebilecek ne varsa miğdeye indirmek mi?…

diyet yapmaya karar verdim. vermez olaydım! çünkü ”zayıflayacağım” dediğim andan 2 saniye sonra iştahım açıldı ve o gün bugündür kapanmak bilmedi. hamileliğim dışında hiç bu kadar şişman olmamıştım:( bu iştah denen meretin benden biran önce uzaklaşması lazım..
uykum geldi ama yatamıyorum. çünkü karnım aç ve pc nin başından kalkıp yatağa gidecekken mutfağa uğramaktan korkuyorum. bu sebepten ötürüdür ki sandalyeye yapışıp kaldım. zeynebimin fotoğraflarıyla uğraşıyorum. açlığımı unutmak istiyorum. birisi mutfağın kapısını kilitlese diyorum::(

ölüm… çok mu uzaksın bana… yoksa herşeyden yakın mı… bir bilebilsem…

arkadaşımı aldın, hem de bir anda, hem de mutluluğunun doruğunda, hem de bebeğiyle karnında! hiç haber vermeden, usulca…
o günden beri bekliyorum seni, her zamankinden fazla, herzamankinden korkuyla…
hayır diyorum, artık plan yapmamalıyım, baksana; ölüm heran yanıbaşımda…
 ama olmuyor, sevilenler-özlenenler burada olunca bırakılmıyor dünya…
Allah’ım! hayırlı, mutlu, huzurlu bir dünya bahşet bana ve sevdiklerime. bizleri senin istediğin şekilde- en güzel şekilde yaşayabilen kullarından eyle. bu dünyada yaşayacaklarımız bittiğinde ise sevdiklerin gibi usulca yanına al, hiç korkmayalım, üzülmeyelim dünyayı bırakıp yanına geldiğimizde. ve orada bize güzel cemalini göster. lütfen Allah’ım lütfen göster…
p.s. Esra vefat etti. Allah rahmet eylesin…

lütfen birileri bana hazır çorbalar o kadar da zararlı değil desin

çünkü ben bu iki lezzete dayanamıyorum, aklıma geldiklerinde ağzım sulanmaya- başım dönmeye- miğdemden sesler gelmeye başlıyor. ve ben her seferinde bir kerecikten bişeycik olmaz deyip alıp, pişirip, bol limon sıkıp, dumanları tüterken yerken buluyorum kendimi:(
p.s. yanlış anlaşılmasın, hayvanın heryerini yiyebilen çeşitten birisi değilim. bilakis ciğer dışında sakatat yiyemem, kokusuna dahi dayanamam.. bir evde işkembe ya da kelle paça pişecek olsa kokusundan o evin olduğu sokağa bile giremem.
 ama işte hazır çorba olunca başka… hazır çorba olunca lezzetli… hazır çorba olunca enfes… sağlıksız olduğu için mi acaba?:(
bir de… azıcık reklam yaptım galiba… rahatsız olduysanız eğer ,markayı görmeyiverin siz de canım:))

bir ümit…

olmayacak sanki, öyle hissediyorum. ama ya olursa?..  ihtimal düşük olsa da ümidi yitirmemek, duaya devam etmek gerek… baksana Mevlana ne güzel demiş mesnevisinde:
Nerede bir dert varsa deva, oraya gider; neresi alçaksa, su oraya akar.
Yüce Allah, üstünlük bakımından gözyaşını, şehitlerin kanlarıyla bir tutmadadır.
Kimin gönlü illetlerden arınmışsa onun duası, ululuk sahibi Allah’a kadar varır, makbul olur.
Eğer duada güzel bir nefese sahip değilsen yürü, özü sözü doğru kardeşlerden dua iste!
Dertsiz dua soğuktur, bir işe yaramaz. Dertli dua ve niyaz, gönülden, aşktan gelir.
Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır.
Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
Rahmetler saçan dua kapısını kim vurdu da ona yüzlerce baharla icabet edilmedi?
Allah, yalvarıp yakaranlara ihsanda bulundu mu onlara
ihsan ettiği şeylerle beraber, uzun da bir ömür bağışlar.
Allah, ne alırsa onun karşılığını verir. Veliler bu sebeple O’na itiraz etmezler.
Bağını mı yaktı? Sana bir bağ dolusu üzüm ihsan eder; yas içinde neşe verir.
O, elsiz çolağa el verir. Gamlara maden olan kişiye neşeli, sarhoş bir gönül bağışlar.
Allah bize yardım etmek dilerse, bize yalvarmak ve münacatta bulunmak meylini verir.
O’nun için ağlayan göz ne mübarektir! Onun aşkıyla yanıp kavrulan yürek ne mukaddestir!
Her ağlamanın sonu gülmektir. Sonunu gören adam mübarek bir kuldur.
Akarsu nerdeyse orası yeşerir; nerde gözyaşı dökülürse oraya rahmet nazil olur.
Yusuf değilsen bari Yakub ol; onun gibi matlûbuna erişmek için ağla!
O elbiseyi elde etmek istersen cesedindeki göz çocuğunu ağlat!
Nerede bir dert varsa deva, oraya gider; neresi alçaksa, su oraya akar.
Bulut ağlamadıkça yeşillik nasıl güler? Çocuk ağlamadıkça süt nasıl coşar?
Gülmeler, ağlamalarda gizlidir. Ey sâf ve temiz kişi! Defineyi yıkık yerlerde ara!
Kardeş, duadan ayrılma! Kabul edilmiş, edilmemiş, bununla bir işin yok senin!
HZ.MEVLÂNÂ (K.S) – MESNEVİ ŞERİF