hamilelik güncem/ 5.hafta-bebeğime mektup

merhaba bebeğim; ben annen.

dünyama girdiğini henüz 3 gün önce öğrendim. aslına bakarsan seni uzun zamandır istiyordum, kısa bir süre önce ise beklemeye başlamıştım. ve Rabbime şükürler olsun ki bana seni fazlaca bekletmeden nasip etti. Sen dünyanın en büyük mucizelerinden birisin, ve ben bu mucizenin benim bedenimde oluşmaya başladığını öğrendiğimden beri çok ama çok heyecanlıyım. kendimi 3.kez çok şanslı hissediyorum bu hayatta. birincisi babanla evlenmiş olmam, 2.si ablana kavuşmam ve 3.sen bebeğim:) ne kadar şükretsem az sizin için…

baban; bana göre dünyanın en iyi, en merhametli insanlarından biri. kalbi tertemizdir, hiç kimse için kötülük düşünmez, hiçkimse için de iyilikten kaçınmaz. iyi bir eş, iyi bir baba. dünyaya bir daha gelsem, yine onunla evlenmek isterdim. sen de tanıdığında eminim onu çok ama çok seveceksin bebeğim:)

ablan; 5 yaşında şeker mi şeker bir kız. duygusal, merhametli, kıpır kıpır birisi. biliyor musun o da benim gibi uzun zamandır seni çok istiyor. hep seninle oynayacağı günlerin hayalini kuruyor. küçülen kıyafetlerinden, oyuncaklarından  özenle seçip  senin için ayırıyor. aslında henüz senden ona sözetmedik, fazlaca sabırsızlanmasın diye bir süre bahsetmeyi düşünmüyoruz. ama içine mi doğdu ne, bir süredir odasında senin için yer hazırlıyor, bir yatak yaptı odasının köşesine, ve üzerine senin için bazı oyuncaklar koydu, sık sık o yatağa oturup seninle oyun oynuyor kendince:) onun gibi bir ablaya sahip olduğun için çok şanslısın haberin olsun;)

bebeğim; şuan içimde senin için hazırlanmış olan keseyle birlikte en uygun köşeye yerleşmiş, orada gelişmeye başlamış olman gerek. nette bahsedilene göre 1-3 mm arası miniciksin ama beynin, kalp damar sistemin ve omuriliğin oluşmaya başlamış olmalı. ben bu aralar senin sağlıklı ve tabiiki hayırlı bir evlat olabilmen için bolca dua ediyorum:)

bense senin kemik gelişimin için süt-yoğurt tüketimimi artırdım, rafadan yumurta yemiyorum artık, folik asit ve demir desteği alıyorum, zaten pek kullanmadığım cola gibi asitli şeyleri hayatımdan tamamen çıkardım, çayı yok denecek kadar azalttım.  ramazan bittiğinde yeme düzenimi daha dengeli bir şekilde oluşturmayı planlıyorum. gereğinden fazla ağır kaldırmıyorum ve daha sık dinleniyorum. bu arada su alımımı fazlaca artıramasamda sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissediyorum. şimdilik senin benim üzerimdeki tek belli etki bu…

ahh, bebeğim; aramıza katılmana, seni kucağıma alıp sineme sarmama henüz bolca zaman var ama ben daha şimdiden seni çok özledim:)

kreş sorunsalı…:(

1kreşimizi bıraktık, 2 hafta kadar oldu. zaten baştan beri içimize sindirememiştik. kah yemekler, kah servisle ilgili problemler, kah öğretmenin davranışları derken, ite kaka geçti 5-5.5 ay. ama artık minik prenses kendisi de başlayınca ”ben kreşimi değiştirmek istiyorum, artık o kreşe gitmek istemiyorum, benim için başka bir kreş bakabilir miyiz vs.gibi” söylemlere, biz de ayrıldık. ayrıldık ayrılmasına da, daha çok içimize sinecek bir yer bulabildik mi? hayır, malesef!

biz mi ayrıntılara takılıyoruz bilemiyorum, ama yok, fiziki şartlarını beğensek eğitimde sıkıntılar oluyor, eğitimini beğensek yemekler dert oluyor, herşey güzel olsa saatleri bize uymuyor falan filan…

bir süredir halası idare ediyordu zeynebimi sağolsun, fakat balıkesir’e gitmesi gerekince zorda kaldık. çalışıyor oluşuma bir kere daha kızdım. üzüldüm çocuğum ve kendim için, ama üzülmek çare değil. insan -hele ki çocuğu sözkonusuysa- bir an önce toparlanıyor. anneme rica ettim önce, beni bir kez daha kırdı, olmaz gelemem dedi. sonra herzamanki ”son sığınağım” teyzeme sığındım, ve yine ama yine kırmadı beni teyzeciğim. benim yanında en mutlu olduğum teyzem, kızımla birlikte şimdi.. umarım o da benim gibi hissediyordur onun yanında.

ve son söz; çalışmayan annneler, halinizin kıymetini bilin, çocuğunuza doya doya sarılın, canınızın parçasını kimselere emanet etmek zorunda olmadığınız için oturup Allah’a bol bol şükredin!..

sevgili içsesim, sen bu satırları okurken ben…

Off, vicdan azabıyla doluyum bugün. yine yapamadım, yine beceremedim hakkıyla anne olmayı, ve biricik emanetimi üzdüm bu sabah yine:( nedir bu bendeki anlayamıyorum. çocukluğumdan kalma, karakterime yapışmış, yüreğimde sinsice bekleyip keyfi istediğinde bir canavar misali ortaya çıkıp herşeyi mahveden bir kara leke olmalı! ve ben bu kara lekeden bir türlü -tamamiyle- kurtulamıyorum. Okumaya devam et

İstanbul yolcusu kalmasın:)

dün yıllardır özlenen, kimiyle nadiren görüşülmüş kiminden ise haber bile alınamamış dostlarımla buluşmak, hasret gidermek için prensesimle (bir de seçil ve oğluşu ömür ile) düştük istanbul yollarına. yola çıkmadan oldukça ürkütücüydü bu fikir, ya hasta edersek, ya yanlış yere gidersek, ya yollarda perişan olursak, ya otobüs saatinde gelmezse.. bla bla bla…

Okumaya devam et

ümit…

bundan 2 yıl önce, ben prensesi halasına emanet edip işe gitmeye başlayalı 3-4 ay gibi bir süreyken, bir de üstüne tuvalet eğitimini halletmeye çalışırken başladı herşey.. maşallah ne güzel konuşuyor, erken başlamış olmalı konuşmaya, nasıl bu yaşta böyle uzun cümleler kurabiliyor tepkileriyle karşılaşırken hep, birden zeynebim kekelemeye başladı. ilk günlerde çok önemsemedik, belki de konduramadık? birkaç gün sonra benim ana yüreğim daralmaya, korkmaya, telaşlanmaya, ağlamaya hazır bekleyen gözlerim yaşarmaya başladı. zaten 2 hafta kadar sonra da çocuk psikiyatristinde aldık soluğu. Okumaya devam et