bir film, bir kitap

timotyfilm; Timothy Green’in Sıradışı Yaşamı

tatlı mı tatlı bir çift var ve çocuk sahibi olabilmek için yanıp tutuşuyorlar. bunun için her yolu deniyorlar ama olmuyor. ve umutları tükenmek üzereyken bir gece oturup sahibi olmak istedikleri evlatla ilgili tüm dileklerini yazıp bir sandığa koyuyorlar ve bu sandığı toprağın altına gömüyorlar. ve fırtınalı bir geceyarısı gözlerini açtıklarında evlerinde eli yüzü toprak içinde küçük bir çocukla karşılaşıyorlar. heyecan ve korkuyla karşılıyorlar tabii onu. timothy ise sanki yıllardır onlarla yaşıyormuş gibi sakin ve huzur içinde…

artık çift mutludur, herkesten farklı olsa bile ”bizim” diyebilecekleri bir çocuğa sahiptirler ve onu en iyi şekilde yetiştirmeye çabalarlar. ama bu mutlulukları uzun sürmez… niye mi? o kadarını da izleyip öğrenin artık 😉

fantastik film  severlerin ailece izleyebilecekleri hoş bir film.

canla bağışla

kitap; Canla Bağışla (Senai Demirci)

öyle bir kitap ki bu; hakkında yazması zor, okunması şart! beni benden alan, cümlelerini tekrar tekrar okutup zihnime zorla yerleştiren, okurken düşünmemi, bazen kalbimin titremesine, bazen gözümün yaşarmasına sebep olan…

içeriği hakkında ipucu olsun diye şu cümleyi yazmakla yetinip, okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum; ”Vermek; kendisine verildiğini bilenlerin işidir. Vermemek; kendisine verildiğini unutanların titreyişidir.”

Sen, ey insan, hatırla ki bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildin! (İnsan, 1)

okuma yazma çalışmalarına başlamalı mıyız?

1geçenlerde Zeynebim ”annecim, ben niçin yazamıyorum” diye sorunca, ona ”ilkokula gittiğinde öğreneceksin annecim, ben de ilkokulda öğrendim okuma ve yazmayı” diye cevap verdim. fakat bu cevap onu memnun etmedi ve ”ama ben ilkokula gidene kadar beklemek istemiyorum, bana sen öğretsen olmaz mı, hem denemeden öğrenemem ki, denemek istiyorum” diye ısrar edince dayanamadım ve öğretmeye karar verdim.

defterine A/a,  B/b,  C/c yazdım ona harfleri -yeni sisteme göre- aaaaa, bbbbbbbb, ccccccc diyerek söyledim. öncelikle harfleri tanıması için bir sayfaya karışık halde harfleri yazıp ona bulmasını söyledim. tahminimden çok daha kısa sürede öğrendi. ve sıra yazmaya geldi. ondan harflerin altına -1 sayfa boyunca- harflerin aynısını yazmasını istedim. başlarda güzelce yazdı ama tabi birkaç tekrardan sonra yazı çirkinleşmeye başladı ve sayfayı tamamlamadan  sıkıldığını söyledi. böylece o günlük çalışmamızı orada bitirdik. sonraki birkaç gün harf çalışmaya vaktimiz olmadı, ayrıca ben öğretirken bir yanlış yapmamak için biraz araştırma yaptım. derken karşıma ”harika çocuk nasıl yetiştirilir” kitabı çıktı ve hiç beklemeden kitap yurdu’ndan sipariş edip aldım. Okumaya devam et

OD’ a devam ediyorum, kaldığı yerden…

*yunus tapduk emre’nin yanında 5.yılını dıoldurduğu için artık odun taşımıyor, sakalık yapmıyordur. dervişlikte ileri derecelere varmış, kerametler gösterir olmuştur. ama dergahta sevmeyenleri vardır ve tapduk sultan’ın kızı ile ilgili dedikodulara devam etmektedirler. ancak sultan onu anlıyor, gönül diliyle dertleşiyor. ancak onu da ”sultan yunus’a kızdığı için onunla konuşmuyor” diye yorarlar. yunus iyice hüzünlenmekte, içindekileri şiir ile dile dökmektedir.

*kıtlığın bittiği, topraklara bereketin geldiği günlerde dergaha horasan erlerinden 40 pir gelir. o gece kırklar meclisi toplanır. sultan ilk defa yunus’a ”söyle” der, sohbet etmesini ister. yunus şiir ile öyle bir sohbet ederki herkes, kendisini sevmeyen dervişler bile hayran olur, tebrik ederler. Okumaya devam et